SSB Başkanı Demir açıkladı! İkinci S-400 paketi için Türkiye’den kritik şart

Savunma Sanayi Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir’den Habertürk’te Kübra Par ve Güntay Şimşek’in sorularını yanıtladı.

Prof. Demir’in konuşmalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

HAVELSAN’ın adı Havacılık Elektronik Sanayi. Kontrole girdiğinizde kara, hava, deniz oluyor. Denizde komuta kontrol yapacağınızda oradaki yazılımlarda işin bilimsel tabanında ister istemez bir geçişlilik var. Şirketlerimiz oldukça büyüdü. Bazı birimler ‘Bunu yaptık, bunu da yapalım’ diyerek kaygan zemine girebiliyorlar. KOBİ ve küçük şirketlerimizin ezilmeden orta güçlü şirketlerimizin ortaya çıkmasında daha hassas oluyoruz. Bu geçişkenlik iş hacmi, ciroda alt birimlerin hevesleriyle oluyor. Çok sert sınırlar koymak da doğru değil. Uzun bir geçmiş var. Ana merkezde kalan en önemli konu simülatörler oldu. HAVELSAN çok önemli uzmanlık kazandı. Yazılımda gelişmeler başladı. Şu anda insansız deniz araçlarından, kara, hava araçlarına kadar belirli alanlarda dokunuşlar başladı.

“HAVELSAN DÜNYADA ÜÇÜNCÜ ŞİRKETE DOĞRU YOL ALIYOR”

HAVELSAN askeri uçakların simülatörleri konusunda belirli kabiliyetleri geliştirmişti. Buna siviller de eklendi. THY ile ortaklık yaparak böyle bir konuya giriş yapıldı. THY dışarıdan sipariş verdiği bazı simülatörler yerine HAVELSAN’dan sipariş verdi. Sivil alanda sadece temel olarak iki şirketin domine ettiği alanda dünyada üçüncü bir şirket olmaya doğru yol alıyor. Askeri alanda savunmada geliştirdiğimiz birçok konunun sivil alanda uygulamalarını düşündük.

“AKSUNGUR’LA GSM SİSTEMİNİ FELAKET BÖLGESİNE GÖNDERDİK”

Felaketin büyüklüğünü görmek lazım. Bir şehirde bir bölgede olsaydı telekomünikasyon şirketleri bir şehre yoğunlaşırdı. Felaket olduğu anda prototip dediğimiz sistemi bir an önce deprem bölgesine gönderelim dedik. Aksungur’a konmuş GSM sistemini felaket bölgesine gönderdik. ANKA üzerinde başka bir baz istasyonu denedik. Gerek harekat ortamı gerekse felaket anlamında kullanmak için bunlar gerekli. Bunun çok yaygınlaştırılmış durumu çok daha geniş ölçüde hizmete vesile olabilir. İnşallah bunu hızlandırarak devam edeceğiz.

“GEMİNİN ÜZERİNDE YILIN SONUNDA TB3’Ü GÖRMÜŞ OLACAĞIZ”

Orijinal tasarım olarak bir adı havuzlu çıkartma gemisi, diğer atı çok maksatlı amfibi gemi diye başladı. Proje ilerledi. Üzerinde helikopterlerin inip kalkması düşünülüyordu. Gemimiz olgunlaşmaya başladığında projenin talepleri oluşturma safhası 10 seneye kada gidiyor. Bunu biz 6,5 yılda yaptık. Orijinal düşünceden bir adım öne geçerek bu gemimize SİHA’ların inip kalkması fikrini Selçuk Bey’le görüştük. Selçuk Bey belirli hazırlıklar yapmış olduğunu söyledi. Böylece çevrim başladı. 7 sene öncesinde bu kadar SİHA’mız yoktu. Kamuoyunda uçak gemisi olarak biliniyor. İHA ve SİHA’larda bir uçak. Hızla TB 3 geliştirildi, Akıncı ve Hürjet bunun üzerinde olabilir diye çalışmalar yapılıyor. TB3 hızla çalışıyor. Bizim beklentimiz bu yıl sonuna kadar bunun üzerinde TB3’ü göreceğiz. Daha sonra Akıncı ve Hürjet’i göreceğiz.

“PANDEMİ OLMASAYDI 7-8 AY ÖNCE DEVREYE GİRECEKTİ”

İspanyollar da bunu heyecanla karşıladılar. Savunma sanayi konusu milli bir konu. Böyle bir gemiyle gurur duymak yerine seçim propagandası demek. Pandemi olmasaydı 7-8 önce devreye girecekti. Bunun bir takvimi var, onu işleteceğiz. Bazı projelerimiz daha var. Bunların takvimi de işleyecek. Bunları mümkün kılan siyasi iradenin de hakkını vermek lazım. Kim olursa olsun şu gemiyi gördüğünde bu Türkiye’nin gururu ve bunu yapan siyasi iradeye mutlaka saygı duyması gerekiyor. Bu gemiye refaket edecek istif sınıfı fırkateynlerimiz olacak. Onun da vakti gelecek. Artık tersanecilik sektörü çok büyüdü Türkiye’de. Bu gemiyi bir özel tersanemiz yaptı. Şu geminin milli ve yerli unsur olarak elde edilmesi kadar büyük maliyet avantajları da sağladığını unutmamamız gerekiyor. En az yüzde 35-40 fayda sağladı.

“DERYA LOJİSTİK GEMİSİ BU SENE DEVREYE GİRECEK”

İsimleri bazen şirketlerimiz bazen kuvvetlerimiz koyuyor. Derya lojistik destek gemisi. Özel bir tersanemiz yapıyor. Bu giden filomuzun her türlü lojistik ihtiyacını taşıyacak, onlara destek verecek gemi. Bu da bu sene inşallah devreye girecek.

“MİR’LE İLK DEFA TORPİDO DENİYORUZ”

SİDA’lar insansız olarak bazen otonom bazen insan konabilecek noktalar kondu. Üzerinde füzeler olabilir. Denizden denize, denizden karaya, silah kuleleri olabilir, deniz harbi yapacak torpidolar olabilir. Mir ilk defa bu sistemlerle denizden karaya denedik, ama ilk defa torpido deniyoruz. Şu anda 5 firmamız SİDA yapıyorlar. 4 tanesi çeşitli fonksiyonlarını icra ettiler. Deniz harbi, deniz altı harbi gerekirse. Hava savunma, ayrıca elektronik harp. Geçen sene bir SİDA’mız NATO tatbikatında elektronik harp icra etti. İnsansız sistemlerimizin her türlü kabiliyetler kazandırılması yolculuğu bu. Deniz altına girecek modellerimiz olur. Ayrıca küçük insansız modellerini çalıştığımızı söylememiz lazım. İnsansız deniz araçları, kara, hava araçları, bunlarla beraber geleceğin muharebe ortamı şekilleniyor.

“PARMAK SALLAYANLARA ‘HADİ CANIM SEN DE’ DİYORUZ”

Torpidonuzun ve SİDA’nızın yerli olması önemli. Deniz altından, deniz üstünden gelen tehlikeler geldi. Bunların yerli olması ayrı bir güzellik. SİDA, torpido, silah kuleniz yerli. En ufak şeyde parmak sallayanlara tabiri caizse ‘hadi canım sen de’ diyoruz.

HÜRJET 1 AYDAN DAHA KISA SÜREDE UÇURULACAK

Uçuş dediğiniz şey çok emniyetli olması gerekiyor. Bütün sistemler hassas şekilde defalarca test ediliyor. Malum uçaklarda her sistem bir, iki veya üçü yedeklidir. Onların da test edilmesi gerekiyor. Uçağımız tamam aslında. Tekerlekleri yerden kestiği anda içindeki pilotumuzun milyonda bir bile risk almasını istemediğimiz için hassas bir şekilde çalışmalar devam ediyor. 1 ay belki daha az, şu anda sistemler kontrol ediyor, gün sayıyor. Bizim yerlileştirme olmazsa olmazımız. TUSAŞ’ın yaptığı tek uçak Hürkuş’tu. Öğrendikçe süre daralıyor. Hürjet’e ilk hedef eğitim amaçlı. İki pilotlu oluyor. Bir öğretmen bir öğrenci. Bir adım sonra yakın destek uçağı haline getireceğiz; yani silahlandıracağız.

“ÜLKE İSMİ VEREMİYORUZ; ÇÜNKÜ BİRİLERİ SIKIŞTIRIYOR”

Bu talep gelmeden proje ile ilgili sözleşme imzalanmadan TUSAŞ’ın inisiyatif alıp başlattığı proje. Buralardaki çalışan gençlerimizin edindiği tecrübe çok önemli. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar çabuk tecrübeyi elde edemezler. Gerçekten bulunmaz ve eşsiz bir fırsat. Kime ihracat yapacağımızı söylemiyoruz; çünkü birileri o ülkeleri sıkıştırıyor. Bazı projelerimizin gizli tutulması gerekiyor. Rekabet, oluşturabilecek ambargolar, ihraç konuların önüne geçilmesi, elemanlarınıza daha fazla kanca atılması ve bir sürü konu var.

“MİLLİ MUHARİP UÇAĞININ 2024’E SARKMASI ÇOK MUHTEMEL”

Her uçağın bir hangardan çıkışı, ilk piste koşturma ve sonra uçuş vardır. Milli Muharip Uçağı (MMU) da bu aşamaya geldi. Yer testleri yapılacak, motor çalıştırıldı. MMU çok akıllı, elektronik sistemin olduğu sofistike bir uçak. Kusurdun testlerden geçmesi gerekiyor. MMU’nun ilk uçuşu merak ediliyor. Temel Bey (Kotil) 2023’te uçuracağız dedi. Ben biraz daha temkinli davranıyorum. 2024’e sarkması çok muhtemel. Tabii ki çok hızlı gideceğiz. Biz geciktirerek üzmek yerine beklenenden erken uçurarak memnun etmeyi tercih ediyoruz.

“ALTAY TANKININ TESTLERİNE BAŞLAMAK ÜZEREYİZ”

Bir prototip çıktı. Seri üretimiyle ilgili bir şirket imzaladı. Motoruyla ilgili daha önce size motoru ve güç paketini veren ülke geciktirmek ve vermemek gibi yola gittiğinde. Biz 18 ayda hattan çıkaracağız dedik. Bütün parametrelerin yerli yerinde olduğu zaman bu söz konusu. Alternatif yol bulmak zorundasınız. Yıllarca uğraştık. Şu anda uzun zaman ulaştıktan sonra Güney Kore’deki güç paketinin adapte edilmesi ve testleri tamamladık. Güney Kore’den gelecek güç paketiyle Altay tankımızı üretebiliriz dedik. Altay tankımıza ilave yetenekler kazandırılacak teknolojileri de edindik. Güney Kore’den gelen güç paketi ve bir dizi yenilikçi sistemler var. Artık kullanım testlerine başlayacağız. Altay tankımızın üzerinde çalışmaya başlayacağız.

İKİNCİ S-400 PAKETİ GELECEK Mİ? 

Bizim söylediğimiz hep şu. Şimdi aldığınız ürün hava savunma sistemi. Savunma sistemini bir tehdit olması durumunda, tehdit ihtimalinde harekete geçirirsiniz. Başka radarları vardır. Onlar işletmeye alınır. Bir tehdit olmadığı zaman sistemi boşu boşuna açıp ta ömür tüketmenin bir anlamı yok. Eğer çevrenizi gözetlemek istiyorsanız, çevremizi gözetleyen radarlarımız var. Sistem aktif tamamen, aktif olabilecek konumda. Diğer konuda da biz baştan beri söylüyoruz. Masada oturduğumuz konu, kendi takviminde ilerliyor. İkinci adımda da hep söyledik, biz bu meselede yerlileştirme ve üretim modelimiz vardı. Bu vakit alan bir konu. Onun detayları epey vakit aldı.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir