Rusya-Ukrayna krizinde son durum! Kriz çözülecek mi?

Rusya-Ukrayna krizinde son durum! Kriz çözülecek mi?
Rusya-Ukrayna krizinde son durum! Kriz çözülecek mi?

11 Şubat akşamı ABD tarafından gelen “Rusya, Ukrayna’yı işgal edecek” açıklamalarının ardından baş döndüren bir diplomasi trafiği yaşanıyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yüz yüze görüşmesinden birkaç gün sonra telefonla görüştü. 12 Şubat akşamı ABD Başkanı Joe Biden, Putin ile telefonda görüştü. İngiltere Başbakanı Boris Johnson 14 Şubat günü “Putin’in halen geri adım atmak için şansı var” dedi. 15 Şubat günü de Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, Putin ile görüşmek için Moskova’ya geldi. Moskova hattında yoğun bir diplomasi trafiği gerçekleşirken, Ukrayna’da da Moskova kadar olmasa bir diplomasi trafiği oluştu.

Rusya Ukrayna sınırına 150 bini aşkın asker konuşlandırmışken tüm işgal iddialarını defalarca kez reddetti. Ukrayna ve Rusya hattı uluslararası kamuoyuna sakin kalma çağrısında bulundu ancak ABD ve Avrupa ülkeleri gerginliği tırmandıran açıklamalar yaptı. Kaliforniya Üniversitesi, Irvine’da (UCI) Tarih bölümünde doktora programına kabul edilen, Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi’nde (EDAM) araştırmacı olarak görev yapan ve Post-Sovyet coğrafyasında çalışan Oğul Tuna, Rusya-Ukrayna krizinde gelinen noktada neler yaşandığını Habertürk’e anlattı.

Rusya-Ukrayna krizinin geçtiğimiz bahar aylarından beri uluslararası gündemin ana maddesi olduğunu belirten Tuna, “2021 bahar aylarından beri Rusya, Ukrayna sınırına çok büyük bir tahkimat yapmıştı, bunun amacı şu anki savaş ve işgal senaryolarının aynı motivasyonlarla ilk defa sahneye konulmasından ibaretti. Nedir bu senaryo? Ukrayna’nın NATO’ya üye olması, Batı cephesiyle ABD ve AB ile ilişkileri daha sıkı bir hale gelmesi. Bu Moskova için kabul edilemez bir durum. Zaten 2014’te Kırım’ın işgalinde de benzer bir durum yaşandı. O dönemde de yine Batı yanlısı Rusya karşıtı halk ayaklanmaları, sokak gösterilerinden sonra iç savaşa giden bir süreç yaşanmıştı. Şu anda da iki taraf için de hiçbir şeyin değişmediğini görüyoruz. Ukrayna yine aynı şeyi isterken; Rusya için kabul edilemez, güvenlik, beka sorunu haline gelmiş durumda.” dedi.

Tuna, “Ukrayna eski Sovyet ülkelerinden farklı olarak coğrafi olarak Rusya’yı en çok zora sokabilecek ülke, Belarus hariç Ruslara etnik, dil, sosyal bakımından en yakın halk. Bunlar birlikte düşünülünce Moskova için çok büyük bir açmaz oluşuyor. Rusya’nın kendi açısından çıkarlarını sonuna kadar savunacağını görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Ukrayna’nın bağımsız bir devlet olduğunu ve son dönemde tamamen dışlandığını belirten Tuna, “Ukrayna bağımsız bir devlet, her ne kadar son yaşananlar buna gölge düşürse de… Çünkü müzakereler Ukrayna’yı tamamen dışlayarak sadece Washington-Moskova ya da AB-Moskova arasında ilerliyor. Ukrayna özgür bir ülke kendi tercihlerini yapmakta özgür olmalı. Fakat yanı başınızda Rusya gibi bir komşunuzu var bu pek de mümkün olmuyor” dedi.

Cuma gününden bu yana uluslararası gündem kızıştı, ABD Rusya’nın Ukrayna’yı her an işgal edebileceğine ilişkin art arda uyarılarda bulundu.

Bu konuya değinen Tuna şöyle konuştu;

“Rusya’nın yeni yıl itibariyle Ukrayna’da çok büyük bir harekata başlanacağı söylendi ama Rusya bunları sürekli reddetti, bir yandan da sınırdaki hareketliliği artırmaya devam etti. Belarus-Ukrayna sınırında tahkimatlar artıyor. Bunlar muhtemelen diplomasi de koz olarak kullanılıyor. Diplomatik kanallar her şeye rağmen açık tutuluyor. Diplomasi kanallarının açık tutulması çok güzel ancak ne kadar yararlı? Burada önemli bir şey görüyoruz Scholz’un açıklamalarıyla birlikte Avrupa tarafı aslında bu krizde taraf olmak istemiyor.

Çünkü Rusya’ya pek çok uzmanın da dile getirdiği gibi göbekten bağlılar özellikle enerji kaynakları konusunda. Avrupa’nın enerji kaynaklarının yüzde 40’ı Rusya’dan geliyor. Gazprom bunu iyice artırdı. Almanya ve Rusya’nın on yıllardır devam politikası var. Paris, Brüksel, Berlin savaş istemiyor. Savaş istemediği gibi Rusya’ya karşı yaptırımları artırmakta çekingenler. Ukrayna’ya üstü kapalı destek veriyorlar.”

Rusya’ya karşı duran asıl tarafın ABD ve İngiltere olduğunu dile getiren Tuna, “Ukrayna’ya asıl destek veren taraf ABD ve İngiltere. Zihnimizde Batı cephesi diye kocaman bir küme var fakat bu Batı cephesi son derece bölünmüş. Bir tarafta Avrupa Birliği varken bir tarafta Anglo Sakson dünya var. Bu ikisinin Rusya politikaları örtüşmüyor. Öte yandan Putin bu ayrılıkları görüyor ve çok iyi kullanıyor, bunlardan güç buluyor. Bir yandan Ukrayna’ya askeri kuvvetini bölgede artırırken, NATO politikasından caydırmaya ve muhtemelen Ukrayna’da bir iktidar değişikliğini senaryosunu mümkün kılmaya çalışıyor.” dedi.

ABD’nin sürekli işgal tarihi vermesinin Rusya’nın muhtemelen planlarını önleyebileceğini söyleyen Tuna, işgal senaryolarını çok gerçekçi bulmadığını söyledi. Tuna, “Çok yakın gelecekte birkaç hafta içerinde savaş, işgal, yıldırım harekatı gibi şeylerin henüz yaşanabileceğini sanmıyorum. Buradaki olaylar bir yandan bir tüfeğin patlamasına bakar, yanıltıcı bilgiler vesaire ortaya atılırsa mümkün olabilir elbette.” dedi.

Ukrayna’nın doğusunun kısmen işgal atında olduğunu ve 2014’teki sürecin göz açıp kapayana kadar gerçekleştiğini hatırlatan Tuna, “Rusya’nın caydırma, aldatma, askeri teknikleri çok rol oynuyor, kimse buna karşı koyamaz. Çünkü Ukrayna ordusu tüm silahlanmasına bütün askeri kaynaklarına rağmen Rus ordusuyla boy ölçüşebilecek seviyede değil. Diğer yandan Batı cephesi bölünmüş, kimse Ukrayna’yı desteklemeyecek. ABD bile birbiriyle çelişen açıklamalarda bulunuyor. Putin hem psikolojik olarak önde hem de kocaman bir ordu yığmış sınıra. Dünyayı çok iyi okuyabilen bir isim, hiç kimsenin Ukrayna’nın yardımına koşmayacağını biliyordu. Burada olan Ukraynalılara oluyor.” dedi.

Çehov’un “Bir yerde tüfek varsa ve sahnede varsa o tüfek mutlaka patlar” sözünü alıntılayan Tuna, “Yaşanabilecek senaryo belki Donbass’ın Rusya’ya göre ‘özgürleştirilmesi, Ruslaştırılması’ olabilir. 100 bini aşkın Rus askeri konuşlandırıldı, çok büyük bir silah ve tahkimat söz konusu. Fakat bence bunlar halen caydırma ve baskı kurma aracı olarak kullanılıyor. Hiçbir şey imkansız değil bir yanda Rusya gemileri yakmaya hazır ama karşısındaki cephe böyle bir şeye razı değil.

Ukrayna maalesef yalnız bırakılıyor, yaşanan ve yaşanılacak bütün gerilimin en çok acı çeken tarafı olacak. Avrupalı diplomatlar Ukrayna’yı yalnız bırakmakta, Ukrayna’nın kendi oligarklarının ülkeyi terk ettiği haberleri var. Rusya hem medya üzerinden hem de sahada çok büyük bir ‘psikolojik’ harekat uyguluyor, bu da Ukraynalıları yıpratıyor ve korkutuyor.” dedi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, son iki gündür Batı ile müzakere şansının mümkün olduğuna ilişkin açıklamalar yaptı. Diplomatik kanalların halen açık olduğunu belirten Tuna, Avrupa ve ABD gördüğüm kadarıyla Ukrayna’yı yalnız bırakıyor. Zelenskiy olan bitenin ve Putin’e karşı güçlü olmadığının farkında. Ukrayna konusu ABD ve Batı ülkelerinin kendi çıkarlarıyla da ilgili. Herkesin kendi çıkarı var ve bu çok etik dışı bir durum var. Ukrayna’daki mevzu kullanılıyor ancak Rusya asla taviz vermeyecek. Bankalarındaki bütün kaynakları son yıllarda son derece artırmış, topyekûn bir savaşa hazırlık yapmış durumda. Rusya’yı caydıracak tek şey; ‘AB ülkelerinin Ukrayna’ya biz seni istemiyoruz dedikten sonra Ukrayna’nın da dönüp ben de sizi istemiyorum demesi’ olur” dedi.

Son olarak Rus birliklerinin geri çekildiğine ilişkin açıklamalarla Rusya’nın gerilimi azalttığı düşünülürken, Biden işgal durumunda her türlü şeyi yapmaya hazır olduklarının altını çizdi. Tuna bu konuya ilişkin, “Biden açıklamalarıyla Putin’in beyanı birleşince hala diplomasi ve savaş harici mekanizmalarla Ukrayna krizinin çözülmeye çalışıldığı görüyor. Fakat Biden’ın açıklamalarında Kremlin’den ziyade Rus halkını hedef alması önemli bir nokta. Önceki gün Batı’nın desteklediği ünlü muhalif figür Aleksey Navalnıy mahkemesiyle bu uyarılar birleşince, Rusya içinde Ukrayna politikasına ve yoğun askeri hareketliliğe karşı eylemler bekleniyor olabilir. Fakat yine de Rusya içerisinde Kırım ve Donbas, çoğunluğun üzerinde birleştiği konular olduğu unutulmamalı.” dedi.

Herhangi bir senaryonun sonunda Putin’in zarar görme ihtimaline ilişkin soruyu yanıtlayan Tuna, Rusya son 15 yılda çevrelenmiş durumda o da kendi açısında bunu yıkmak istiyor. Rusya’da en muhalif Navalny bile Kırım konusunda Putin ile aynı şeyi düşünüyorlar. Kırım’ı almasıyla popülerliği artmıştı, Rusya’da seçimler yaklaşıyor Putin bu konuda her şekilde kazanacak taraf. Putin’in zararlı çıkacağını sanmıyorum, bu Putin için kazan-kazan durumu.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*